konumaya_koymak_iin

Sayın Başkonsolosum,

Sayın Hanımefendi,

Değerli  öğretmen Arkadaşlarım,

Konuşmamın başında hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

İstiklal Marşımızın Kabulünün yıldönümü ve  Milli Şairimiz M.Akif ERSOY'u Anma Programı münasebetiyle buradayız. Bizler şunu çok iyi biliyoruz:Merhum  M.Akif ERSOY'u tam manasıyla anlamak ve anlatmak için bir saatlik bir program yeterli değil.İstiklal Marşımızı anlamak için iki şeyi  iyi bilmek durumundayız:

1.Mehmet Akif ERSOY un hayatını ve düşünce dünyasını şekillendiren manevi –değerleri

         2.İstiklal Marşımızın yazıldığı dönem

İstikla Marşı,Cumhuriyet’in ilanından  önce 1921’de yazılmış olmakla beraber Cumhuriyet’i müjdeler.Kurtuluş Savaşı’nı destanlaştırır.Milli Marş olarak kabul edildikten sonra ,hemen her gün  resmi törenlerde okunduğu için Cumhuriyet devrinin sembolü olur.Bu devirden sonra yetişen bütün nesillerin hem içerik olarak hem de temsil ettiği ruh bakımından en öncelikli değerlerinin başında gelir. 

 İstiklal Marşı’nı değerlendirirken, yazıldığı devri göz önünde bulundurmak gerekir.Yurdumuz işgal edilmiş, vatanın en mukaddes değerleri hoyratça çiğnenmektedir. Bu vasatta milletini ve vatanını seven her vatanperver gibi Mehmet Akif de   bir şiir söylemenin ötesinde ,dağlanan ciğerinin hislerini dile getirirken ,aynı zamanda tarihimizi ve medeniyetimizi müdafaa sadedinde ,mükemmel bir destan yazmış ve layık olduğu yeri almıştır.Şiiri söyleyen Mehmet Akif olmakla beraber, aslında O, kendi ‘ben’i ile birleştirdiği Türk milletinin duygu ve inancını dile getirir, İstiklal Marşı’nın yazıldığı yıllarda ,henüz İstiklal Savaşı kazanılmamıştır.Türk ordusu, bu şiir yazıldıktan  bir yıl sonra ,16 Ağustos’ta Gazi Mustafa  KEMAL’in emriyle Büyük Taarruz’a geçer.30 Ağustos’ta da düşmanı  bozguna uğratır.

 İşgal edilmiş bir vatanın Mehmetlerine,Ahmetlerine Alilerine  cesaret vermek   isteyen büyük şair, şiirine “Korkma!” diye başlar. “Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın/  Kim bilir belki yarın ,belki yarından da yakın.” Mısraları  ümitli bekleyişi  ve geleceğe inancını gösterir...

Şiirin birinci dörtlüğünde söz konusu olan;”al sancak”tır.Al sancak , Türk milletinin sembolüdür.Türk bayrağı, şehitlerin kanından aldığı al rengiyle“sönmez” bir alev  gibidir. Yurdun üstünde tüten “en son ocakkaldıkça , bu bayrağın alevi ,bu şafaklarda dalgalanacaktır.

Bayrağımızda dikkat çeken ikinci sembol ; “yıldız”dır. Şair , bu yıldız ile gökteki yıldızı birleştirir.Gökteki yıldıza kimsenin dokunamayacağı  gibi,”Türk milletinin yıldızı “ olan al bayrağımızın yıldızına da kimse dokunamaz.”der adeta.

 İkinci dörtlükte ,Türk bayrağının üçüncü sembolü olan “hilal”den hareket edilmiştir.Şair   vatanın simgesi olan hilale seslenir.Bu millet, O’nun , uğruna  on binlerce şehit vermiştir.

Üçüncü dörtlükte ,” hürriyet “ kavramı söz konusudur.Tarih boyunca Türk milletinin özgür yaşadığı dile getirilir .Yurdumuzu işgal etme gafletinde bulunan düşmana “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım/Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım.”diyerek meydan okunur.

Dördüncü dörtlükte Türk milleti ile vatanımızı işgal eden düşmanlar karşılaştırılmaktadır.Garb medeniyeti  maddi silahların  üstünlüğüne güvenerek, yurdumuza saldırmıştı.Düşmanların bu maddi üstünlüğüne karşı , milletimizin  hiçbir şey ile sarsılmayan iman kuvvetinin  varlığı vurgulanmaktadır.

Beşinci ve dokuzuncu dörtlüklerde düşmanla çarpışan Mehmetçiğe hitap ediyor. Şehit  mezarından kalkarak,yarasından  kanlar aka aka ,bir ruh  gibi yükselir  ve başı arşa değer.İslam inancına göre şehitler, doğrudan doğruya cennete giderler.

Altıncı  ve yedinci dörtlüklerde “vatan” kavramı söz konusudur.Bu vatan , binlerce şehit verilerek kazanılmış ve korunmuştur.Bundan dolayı ona bakarken  toprağı değil , ona gömülü olan şehitleri görmelidir. Burada ; “vatan”ın, “can” ile “canandan(sevgiliden) üstün bir değer taşıdığı inancı vardır.”Toprağı sıkacak olsak, tarih boyunca şehadet mertebesini canlarıyla kazanan şehitlerin kanları fışkırır yerden.Öyleyse Hüda(Allah) bütün varlığımı alsın ;fakat beni vatanımdan ayırmasın” denilmektedir.

Sekizinci   dörtlükte dini değerlerimiz söz konusudur.Milli Şairimizin Allah’a istediği şey,   İlahi, vatan toprağına düşman ayakları basmasın;ibadet yerlerine na-mahrem eli değmesin!”

Onuncu dörtlük: Bayrağa  bir hitap mevcut.Şiirde ortaya konulan fikir ve inançların bir nevi özeti gibidir. Şair, söyleyeceği her şeyi söyledikten sonra ikinci dörtlükte çehresini çatan nazlı hilale “senin için canını feda edecek vatan evladı olduktan sonra üzülecek kederlenecek ,kızacak bir şey yok.Senin için dökülen kanların hepsi helal olsun .”diyerek sevindirmek istiyor.Tarihi ,mazisi ,şan ve şerefle dolu olan   aziz milletimizin ve  bayrağımızın esareti kabul etmeyeceği kuvvetle  dile getiriliyor.

Şiirde kelimeler çok büyük bir titizlikle seçilmiş ve adeta bir hat sanatçısının elindeymiş gibi yerli yerine konmuştur. Bir kelime bile şiir içinde boş ve gayesiz kullanılmamıştır.

Mehmet Akif Ersoy, ölümsüz eseri olan Safahat’a Milli marşımızı almamıştır.

         Niçin almadığını soranlara ,Milli Marş’ımızı Türk milletine armağan ettiğini söyleyerek cevap vermiştir.

 Allah,bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın”diyen  büyük şairimizi rahmetle ve minnetle anıyor ,hepinize sevgilerimi,saygılarımı sunuyorum…

                                                                    

 

 

oges   mebk12tr   egitim   ekayit   eokul4   eokul5